• slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
Duyurular

Cennet Rize.com web Sitemiz yayına açılmıştır. Hayırlı ugurlu olsun...


Sitemize Üye olan arkadaşlar Cennet Rize iL ve ilçelerimize ait yazı fotograf ve video paylaşımında bulunabilirsiniz. Gönderin bizlere Sitemizde yayınlayalım...


Rize Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 8,0574   8,0719
EURO 9,6524   9,6698
       
Özlü Sözler
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. (Montaigne)
Rizenin Tarihçesi


  

RİZE’NİN TARİHÇESİ

 

Rize'nin Kısa Tarihçesi

 

Rize yöresinde yaşayan ilk kavim Asyanik’dir. Bölgenin adının ilk defa yazılı bir kaynakta geçmesi M.Ö. 8 yüzyılda olmuştur. Pontos Kralı Farnakes M.Ö. 180'de  Rize'yi işgal ederek krallığın topraklarına kattı. Rize yöresi daha sonra M.S. 10 yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarının içerisinde kalmıştır. 

Rize'den Pazar'a kadar olan topraklar Trabzon Krallığına aitti. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet bizzat gelerek Trabzon'u fethettiği zaman sahilde Çoruh Nehrine kadar olan topraklar, Hemşin dahil, Osmanlı Devleti hakimiyetine girdi.

1461 yılında, doğuda Çoruh ağzına kadarki yerler ve arada Rize'de savaşsız fethedilerek, bütün buralar, yeni kurulan "Turabozan Sancağı"na bağlandı. Şehir ve kasabalara gönüllü ve sürgün olarak Çorum, Amasya,Tokat ve Samsun bölgelerinden Türkler getirtilerek vergilerden muaf olarak 1464 yılına kadar yerleştirildi. 

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran sonrası, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu fethetmiş, Maraş Bölgesinde Dulkadiroğulları Beyliğini de ortadan kaldırmıştı. Bu beyliğe mensup birçok aileyi sürgünle Trabzon Sancağına gönderirken, bunlar Trabzon'un doğusunda yer alan nahiyelere yerleştirilmiş, önemli bir bölümü de Rize bölgesinde iskan ettirilmiştir. Günümüzde Rize bölgesinde birçok aile dedelerinin geldikleri yerin ismini, aile ismi olarak aldığı için bu isimlerin incelenmesi bize Yavuz Sultan Selim'in valilik ve saltanatı döneminde Rize'ye yerleşen ailelerin geldikleri coğrafya hakkında fikir verir.

Rize’nin 19 yy’da bir kaza merkezi olduğunu görüyoruz. 3 Mart 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması’yla Lazistan Sancağı merkezi olan Batum Rusya’ya bırakılınca, Rize sancak merkezi oldu. 1914 yılında Osmanlı devletinin I. Dünya Savaşı’na girmesiyle doğu cephesinde başlayan çatışmalarda, 16 kasım 1914’te Hopa Hudut Taburu ile Ali Rıza Bey’in milis kuvvetleri Borçka üzerine yürüdüler. 8 Mart 1916 tarihinde, Ruslar Rize’yi işgal ettiler. Sovyet Devriminin ardından Rus kuvvetlerinin çekilmesi üzerine 2 Mart 1918'de kurtarıldı.

 

İstiklal Savaşı kazanılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, Rize bir ara Artvin ile birleştirilerek Çoruh vilayeti adını aldı. Daha sonra 20 Nisan 1924’te tek başına Rize Vilayeti oldu.

1937 yılından itibaren çay üretimine geçilmesiyle birlikte yöre insanının ekonomik kazancı artmıştır.

 

Rize'nin İklimi

Rize ilinde, yazları ve kışları ılık, her mevsimi bol yağmurlu bir iklim hüküm sürer. Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesidir. Kıyıdan uzaklaşıp güneydeki dağlara gittikçe iklim sertleşir.

 

 

İLİN ADININ KAYNAĞI

 

Rizenin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rizenin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır Rizenin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir.Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Yunanca pirinç anlamına gelen Rhisos, Rumcada “RIZA” olarak dağ eteği anlamında kullanılmıştır Osmanlıcada ise “RİZE” ufak kırıntı, döküntü anlamındadır Ayrıca Erzincanın Sakalar dönemindeki “Eriza” olan adının başındaki “e” sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.

 

İLK TARİHİ İZLER

 

Rize ili ve çevresinin bilinen ilk hakim ahalisi, bitişken dilli ve Asya kökenli kavimlerdir Bunlar Rize ve çevresinde tarım ve hayvancılıkla geçinen yerleşik topluluklarıdır Bu topluluklardan “KULKU-KULKHA”ların adına, Erzurum yöresini kendi ülkesinin topraklarına katan URARTU kralı II SARDUR (MÖ 765-735) un Çıldır gölünün güneyinde Taşköprü köyünün üstündeki kayalıklara kazdırdığı çivi yazılı kitabede rastlanmıştır
MÖ 2000lerde Kafkas dağları ile Karadenizin kuzeyinde yaşayan Kimmerlerin Ülkesi, MÖ 720 yıllarında Sakalar tarafından işgal edildi Kimmerlerin Azak denizi ile Kafkaslar arasında yaşayan kolu, Sakaların baskısı ile MÖ 714 yıllarında yurtlarını bırakarak Aras ve Çoruh nehri boylarınca yayıldılar Kimmerlerin bu ilk göçleri, en eski destani Gürcistan tarihi olan “Kartlis-Çkhovrebe”da kartli (Gürcistan) ve komşularını esarete aldıkları ilk seferi diye anılmaktadır.Daha sonraları Kızılırmak ve Adana Bölgesine kadar hakim olan Kimmerlerden, Trabzon-Bayburt arasındaki Kemer dağı, Rize Çayeli İlçesi çıkışındaki Kemer köyü, Kızılırmak boyundaki Gemerek ile Karsın doğusunda yer alan Ümrü gibi coğrafya adları günümüze kadar gelmiştir.Aşağı Tuna ve Karpatlara kadar Doğu Avrupaya hakim olan Sakalar MÖ 680 yılında kendilerine itaat etmeyen son Kimmerleri de yenerek Azerbaycan ve Gürcistana yayıldılar Saka Kralı MADOVAnın MÖ 626da Medlerce hile ile öldürülmesi üzerine Heredotun andığı “Asyada 28 yıl süren Sakaların hakimiyetleri” sona erdi.Saka göçleri sırasında, Aşağı Çoruh ve Rize-Batum arasına “Kalaç” adlı bir Türk boyu yerleşmiştir Bu boyun yerleştiği bölgeye, MS 150 yıllarında yazılan PTOLEMEUSun coğrafyasında Kalarzen, Gürcü kaynaklarda ise Klarc-et (=Klarç yurdu) denmektedir Batom-Rize arasında güneyden Karadenize esen sıcak rüzgarlar hala “Kalaş yeli” olarak anılmaktadır Ayrıca Rize yöresindeki Türkmen/Oğuz topluluğu içinde yer alan Askur Boyunun Rizenin doğusundaki Askoroz çayı diye bilinen çaya adını vermiş olması gerektir Yine Sakaların Horosan kolunun gelen Arşaklar ve Balkarlar Bayburt çevresi Çoruh vadisi boyunca yerleşmişlerdir Bu yüzden Bayburt ve İspirin kuzeyindeki sıra dağlara günümüze kadar ve hece kaymasıyla “Balkal” ve buradan güneye doğru esen yağmur getiren rüzgara da “Balkal yeli” denile gelmektedir Rizede Hemşinlilerin en güzel yaylaları Baykal dağlarındadır

 

KOLONİ DÖNEMİ 

 

MÖ 670 yılında Egede yaşayan Milletoslu denizciler Marmara ve Karadeniz kıyılarında Pliniusun tarihine göre 10 kadar empeion (Pazar yeri) adı verilen ticari nitelikle liman şehirleri kurmuşlardır Bu arada Rizenin de Kolonize edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.Tarihi akış içerisinde MÖ 7 YY sonlarında Kimmer akınlarının Anadoluyu kargaşaya sürüklemesinden faydalanan Medlerin yöreyi istila girişimleri, MÖ 550de Med krallığını yıkan Pers kralı II Kirosun aynı şekilde ki istila hareketleri yöredeki savaşçı kavimlerin karşı koymaları nedeni ile Rize çevresinde başarılı olamamışlardır
Büyük İskenderin Pers kralı III Dariusu kesin bir yenilgiye uğratması ile eline geçirdiği Anadolu Hakimiyeti MÖ 323 senesine kadar sürmüştür Büyük İskenderin ölümü ile İmparatorluğun devamı niteliğinde olan Pontos, Koppodkida, Bithynia gibi krallıklar kurulmuştur Ancak Trabzon, Rize gibi bir takım serbest şehirler, bu krallıklara bağlı olmadan varlıklarını sürdürmüşlerdir
 

PONTOS VE SELÇUKLULAR DÖNEMİ

 

İskenderin ölümünden sonra Komutanları ve Satraplar arasında çıkar egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos krallığını kurdu Pontos kralı Farnakes MÖ 180de Rizeyi İşgal ederek krallığı topraklarına kattı MÖ 5 Yüzyılda Karadenizin kuzeyini gezen Herodot sakaların “Alazon” (+Alazlar) boyundan söz eder MS 23-79 yılları arasında yaşayan Romalı PİLİNUS aynı yörede “Lazlar” (Lazoi) adlı bir kavim yaşadığını bildirir 131 yılında Karadeniz kıyılarını gemi ile dolaşan Romalı ARRİANOS, Karadenizin doğusunda hakim olan Lazlardan bahseder
Rize, MS 10-395 yılları arasında Roma, 395 yılından itibaren de Bizans hakimiyeti altında yer almıştır.Sakaların Kars, Iğdır kesimine yakın Gökçegöl ile Alagez dağı arasında yaşayan bir boyu olan Amadunuler 626 yılında İranlıların baskısından kurtulmak için Boy Beyleri Hamamın öncülüğünde Çoruh ırmağını aşıp Rizenin Dampur adlı ıssız yerini şenlendirerek ve bu yöreye HAMAM-A ŞEN (Hamamın şenliği) adını vererek yerleşip yurt tuttular Bu yöreye bu gün Hemşin denmektedir 646 yılında yöre Araplar tarafından vergiye bağlanmış olup 737 yılında da kısa bir süre Arapların eline geçmiştir
XI Yüzyıldan itibaren Rizeye Türkmenlerin akınları yoğunlaşır 1071 Malazgirt zaferi ile birlikte Bizanstan feth edilen bölgelerde Türk emirlikleri kurulurken, Erzurum-Saltukluları da Çoruh nehri boyları ile birlikte Rize bölgesini hudutları içine aldılar Alpaslanoğlu Sultan Melikşahın emirlerinden Ebu Yakup ile Emir İsa Böri adındaki Komutanlar 24 Haziran 1080 Posof-Kol zaferi ile Apkaz-Gürcistan krallığını yenerek Giresunun batısına kadar olan Doğu Karadeniz bölgesinde Bizansın Hakimiyetine son verdiler Böylelikle Büyük Selçukluların yükselme devrinde tüm Anadolu ile birlikte Rize de Selçukluların hakimiyetine girmiştir.
Bu gelişmelerden sonra 100 bin nüfuslu Çepniler ile Kürtünler Doğu Karadeniz kıyılarına ve Rizenin İkizdere kesimine yerleştirildiler 1098 yılında Danışmenlilerin yöreye kısa bir dönem hakimiyetleri söz konusudur Ancak Haçlı seferleri yüzünden canlanan Bizanslar, 1098de Trabzon ve Rize kesimini Emirüssevahil Sülübeyden aldılar Çoruh vadisinde yerleşmiş olan Kıpçak boyundan Kubasar ailesi ve taraftarları 1195 tarihinde doğudan yeni-Kıpçakların gelişinden rahatsız olarak Bizans idaresindeki Rize ve Trabzon bölgesine gelip yerleşmişlerdir İkizdere ve Sürmenedeki 60 aileden çok Kumbasar oymağı, bunların torunlarıdır IV Haçlı seferinde Frenklerin İstanbulu işgali üzerine baskıdan kaçan KOMMENLER soyu, 1204 yılında Rizeyi de içine alan TRABZON PONTOS RUM imparatorluğunu kurmuşlardır.
 

OSMANLILAR DÖNEMİ 

 

Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye başlamış, 1461 yılında Trabzonu feth eden Fatih Sultan Mehmet 1470 yılında Ali Paşa ismindeki Komutan tarafından Rize ve çevresi Türk egemenliği altına alınmıştır Böylece Anadolu Türk birliğine katılan Rize bölgesine, 1461 yılı ve sonrasında Çoruh, Amasya, Samsun ve Tokattan; 1466 yılında yıkılan Karamanoğlu Beyliği bir daha canlanmasın diye Konya yöresinden; 1501 yılında Şil Şah İsmailin yıktığı Sünni Akkoyunlulardan Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; 1515 yılında Dulkadırli beyliği kaldırılınca Mara-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerleştirildiler.Yavuz Selim devrinde Trabzonun doğusundaki dirliklerden bazıları ünlü Oğuz boyu Çepnilerin elinde idi Fakat Çepnilerin Trabzonun doğusundaki yerlere ve bilhassa Rize bölgesinde yerleşmeleri sonraki yüzyıllarda olmuştur Gerçekten Çepniler karada ve denizde yiğitçe mücadele vererek oralarda kalabalık topluluklar halinde yurt tutmuşlardır Bilhassa Rize şehri ve bölgesinde Çepniler yoğun bir şekilde yerleşmişlerdir Şimdi Rize şehri ve bölgesinde sadece Türkçe konuşulmasının sebebi bu yoğun Çepni yerleşmesidir Zamanımızda Rize bölgesindeki köylerde Çepni adlı ailelere rastlandığı gibi, Çepni bu yörede “yiğit” , “gözü pek”, “cesur ve çetin”, adam manasına geliyor.Yavuz Sultan Selimin sancak beyliği sırasında Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rizeye gelerek kendi adı ile anılan camii yaptırmıştır. 19. Yüzyılın başlarından itibaren Rizede Tuzcuoğullarının isyanı değişik tarihlerde birkaç kez tekrarlanmıştır 1834 yılında bu isyanlara son verilerek Tuzcuoğulları Rumeli de iskan edilmişlerdir.
Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancağının 6 kazasından biri durumundadır 1877 yılında merkez sancağa bağlı nahiye olmuştur 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının ardından Lazistan sancağı kurulunca Rize hem kaza, hem de bu sancağın merkezi oldu Birinci Cihan savaşında 9 Mart 1916 tarihinde Rize, Rusların işgaline uğramış, 2 Mart 1918 de bağımsızlığına kavuşmuştur.
 

CUMHURİYET DÖNEMİ 

 

Cumhuriyet dönemine kadar sancak merkezi olan Rize, 20 Nisan 1924 tarihinde Vilayet olmuştur 2 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren 2885 sayılı Kanunla Erzurumdan Yusufeli ilçesi, Rizede Pazar ilçesinden sonraki arazi parseli, ilçe ve bucaklar alınmak sureti ile bugünkü Artvin ili Çoruh adı ile vilayet haline getirilmiş ve Rize ili de tek ilçesi olan Pazarla kalmıştır Bugün ise Pazar ilçesi ile birlikte 12 ilçesi bulunmaktadır
Atatürkün Rizeyi ziyareti “Atatürkün Sonbahar Seyahatleri” adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır: Atatürk 17 Eylül 1924te saat 17 sıralarında Hamidiye Kravüzörü ile Rizeye gelmiştir Vali, kumandanlar ve halk motorlar ve kayıklarla karşılamaya çıktılar, büyük ve coşkun halk tabakaları karşılama için her türlü hazırlıkları yapmışlardı Silah sesleri ve coşkun alkışlarla büyük misafir selamlandı Çeşitli heyetler, karaya ayak basmış bulunan Reisi Cumhuru büyük bir coşkunlukla karşılamışlardır.
Her tarafı bayraklarla donatılmış olan Rize, bir bayram yeri haline döndü, Reisicumhur hazretleri hükümet konağına ve bunu takiben belediyeye, halk fıkrası ve kumandanlığa teşrif etti Görüşmek için gelen heyetler de kurbanlar keserek kendilerine büyük sevgi gösterilerinde bulunmuşlardır Geceleyin fener alayları düzenlenerek bu sevinç devam ettirilmiştir.
Reisicumhur, ayrıca bir hoca heyetini de kabul etmiştir Bu heyet sunmuş oldukları dilekçede kapatılmış bulunan medreselerin açılmasını arz etmişlerdir. Gazi Paşa Hazretleri, memleket ve millet için nelerin tehlikeli olacağını ihtar ederek bu heyete özet olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir: “Mektep istemiyorsunuz, halbuki millet onu istiyor, bırakınız artık bu zavallı millet, bu evladı memleket yetişsin, medreseler açılmayacaktır, millete mektep lazımdır” Gazinin bu açıklamaları “Bravo” sesleri ile alkışlanmıştır
17 Eylül 1924 tarihinde Atatürkün Rizeye teşrif ettiklerinde misafir kaldığı ev bu gün Atatürk Müzesi olarak halkın ziyaretine açıktır.

 

 

 

© Copyright 2020  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. | Dernek Sitesi | Köy Sitesi


Top